Editoryal not: Bu içerik Hangisieniyi Medikal Yazar Ekibi tarafından hazırlanmış, tıbbi doğruluk açısından medikal danışman tarafından gözden geçirilmiştir. Editoryal Politika ve İnceleme Metodolojisi sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.


HIZLI CEVAP Bağışıklık sistemi hastalıkları üç ana kategoride değerlendirilir: bağışıklık sisteminin yetersiz çalıştığı immün yetmezlikler, vücudun kendi dokularına saldırdığı otoimmün hastalıklar ve zararsız maddelere aşırı yanıt verilen aşırı duyarlılık reaksiyonları. Her kategorinin mekanizması, belirtileri ve tedavi yaklaşımı birbirinden önemli ölçüde farklıdır; tanı ve tedavi yalnızca ilgili uzmanlık alanı tarafından gerçekleştirilmelidir.


Bağışıklık sistemi güçlü olduğunda hastalıklara karşı en önemli kalkanımızdır. Peki bu sistem kendisi hastalandığında ne olur? Yeterince çalışmadığında ciddi enfeksiyonlara kapı açar; gereğinden fazla ya da yanlış yönde çalıştığında ise vücudun kendi dokularına zarar verir ya da zararsız maddelere karşı şiddetli reaksiyonlar üretir.

Bağışıklık sistemi hakkındaki kapsamlı rehberimizde bu sistemin nasıl çalıştığını ele aldık. Bu sayfa ise bağışıklık sistemi hastalıklarının ne olduğunu, nasıl sınıflandırıldığını ve hangi uzmana başvurulması gerektiğini farkındalık düzeyinde ele almaktadır.


Bağışıklık Sistemi Hastalıkları Nasıl Sınıflandırılır?

Bağışıklık sistemi hastalıkları, temel mekanizmalarına göre üç ana kategoride değerlendirilir:

İmmün Yetmezlikler: Bağışıklık sisteminin bir ya da birden fazla bileşeninin yetersiz ya da işlevsiz çalışması sonucu ortaya çıkar. Sonuç; tekrarlayan ve ağır enfeksiyonlara yatkınlıktır.

Otoimmün Hastalıklar: Bağışıklık sisteminin öz-toleransını kaybederek vücudun kendi doku ve organlarına saldırmasıdır. Bağışıklık sistemi, normalde yabancı olarak tanımlaması gereken yapıları “öz” olarak tanıyamaz hale gelir.

Aşırı Duyarlılık Reaksiyonları: Bağışıklık sisteminin zararsız çevre antijenlerine (polenler, besin proteinleri, ilaçlar) orantısız ve zararlı yanıt vermesidir. Alerji bu kategorinin en yaygın örneğidir.

Bu üç kategorinin mekanizmaları birbirinden köklü biçimde farklıdır; birinde bağışıklık sistemi eksik çalışır, diğerinde aşırı ya da yanlış yönde çalışır. Bu nedenle tedavi yaklaşımları da birbirinin tamamen tersidir. Bağışıklık sisteminin neden zayıflayabileceği hakkında kapsamlı bilgiye bağışıklık neden düşer başlıklı içeriğimizden ulaşabilirsiniz. Bu sınıflandırma ve klinik çerçeve için bkz. (Chapel ve ark. – Primary immune deficiency classification, Clin Exp Immunol 2012).


İmmün Yetmezlikler

Primer İmmün Yetmezlikler

Primer immün yetmezlikler genetik kökenlidir; bağışıklık sisteminin bir ya da birden fazla bileşeni doğuştan yetersiz ya da işlevsizdir. Dünya genelinde 450’den fazla primer immün yetmezlik tanımlanmış olup birçoğu nadir görülmektedir. Dünya genelinde tahminen 6 milyon kişinin primer immün yetmezlikle yaşadığı düşünülmektedir (Notarangelo ve ark. – Primary immunodeficiencies classification, J Allergy Clin Immunol 2020).

Yaygın Değişken İmmündefisit (CVID)

En sık görülen semptomatik primer immün yetmezliktir. B lenfositlerin antikor üreten plazma hücrelerine farklılaşmasında bozukluk sonucu serum IgG, IgA ve IgM düzeyleri belirgin biçimde düşük kalır. Genellikle ikinci ya da üçüncü dekatta tanı alır. Tekrarlayan sinüzit, pnömoni ve gastrointestinal enfeksiyonlar en sık başvuru nedenleri arasındadır.

Ağır Kombine İmmün Yetmezlik (SCID)

Hem T hem B hücre üretimi ve işlevinin ciddi ölçüde bozulduğu, yaşamı tehdit edici bir tablodur. İlk ay içinde ortaya çıkan fırsatçı enfeksiyonlar, büyüme geriliği ve canlı aşılara karşı şiddetli reaksiyonlar başlıca bulgulardır. Tedavi edilmezse genellikle ilk 1–2 yıl içinde ölümcüldür; kemik iliği nakli ya da gen tedavisi yaşam kurtarıcı olabilir.

X’e Bağlı Agammaglobulinemi (XLA)

Bruton tirozin kinaz (BTK) genindeki mutasyon sonucu B lenfosit gelişimi durur; dolaşımda neredeyse hiç antikor bulunmaz. Yalnızca erkeklerde görülür; 6–12 ay içinde anneden aktarılan pasif antikorların azalmasıyla birlikte tekrarlayan bakteriyel enfeksiyonlar başlar.

Sekonder (Edinsel) İmmün Yetmezlikler

Sekonder immün yetmezlikler, başlangıçta sağlıklı olan bağışıklık sisteminin sonradan çeşitli nedenlerle zayıflamasıdır. Primer immün yetmezliklere kıyasla çok daha yaygındır.

HIV/AIDS: HIV virüsü CD4+ T yardımcı hücrelerini hedef alarak yıkıma uğratır. CD4+ sayısının 200 hücre/μL altına düşmesiyle birlikte Pneumocystis jirovecii pnömonisi, CMV retiniti ve toksoplazma gibi fırsatçı enfeksiyonlar gündeme gelir.

Kemoterapi: Kemik iliğini baskılayarak nötropeni ve lenfopeni gelişimine yol açar; bu durum fırsatçı enfeksiyonlara yatkınlığı dramatik biçimde artırır.

İmmunsupresif ilaç kullanımı: Kortikosteroidler, biyolojik ajanlar ve mTOR inhibitörleri bağışıklık sistemini tedavi amacıyla baskılar; bu baskılanma enfeksiyon riskini beraberinde getirir.

Malnütrisyon: Ciddi protein-enerji malnütrisyonu ve mikro besin yetersizlikleri bağışıklık sistemini baskılayabilir; gelişmekte olan ülkelerde sekonder immün yetmezliğin en yaygın nedenidir.

Bağışıklık sistemi zayıflığının belirtilerini ve ne zaman doktora başvurulması gerektiğini öğrenmek için zayıf bağışıklık sistemi belirtileri başlıklı içeriğimizi inceleyebilirsiniz.


Otoimmün Hastalıklar

Otoimmünitenin Mekanizması

Otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin öz ve yabancı arasındaki ayrımı yapma kapasitesini kaybetmesiyle ortaya çıkar. Bu tolerans kaybının arkasında birden fazla mekanizma yatmaktadır:

Merkezi tolerans kaybı: Timusda negatif seleksiyon sürecinde öz-antijenlere kuvvetli bağlanan T hücreleri elimine edilir. Bu süreçteki aksaklıklar otoimmün T hücre klonlarının dolaşıma geçmesine izin verebilir.

Moleküler mimikri: Bazı patojenlerin yüzey proteinleri, vücudun kendi proteinlerine yapısal benzerlik taşır. Bu durumda enfeksiyona karşı geliştirilen bağışıklık yanıtı yanlışlıkla vücut dokularını hedef alabilir; romatik ateşte kalbin hasarlanması bu mekanizmanın klasik örneğidir.

Periferik tolerans bozulması: Dolaşımdaki düzenleyici T hücreleri (Treg) normalde otoimmün yanıtları baskılar; bu hücrelerin sayısının ya da işlevinin azalması otoimmün aktivasyona zemin hazırlayabilir. Tolerans mekanizmaları ve otoimmünite için bkz. (Rosenblum ve ark. – Regulatory T cells and tolerance, J Clin Invest 2012).

Yaygın Otoimmün Hastalıklar

Sistemik Lupus Eritematozus (SLE)

Lupus, birden fazla organı etkileyen sistemik bir otoimmün hastalıktır. DNA ve nükleer proteinlere karşı oluşan antikorlar (anti-dsDNA, anti-Smith) böbrek, cilt, eklem, kalp ve sinir sistemini hedef alabilir. Yüzde kelebek döküntüsü, eklm ağrısı, yorgunluk ve böbrek tutulumu (lupus nefriti) başlıca bulgular arasındadır. Kadınlarda yaklaşık 9:1 oranında daha sık görülür; doğurganlık çağındaki kadınlar en yüksek risk grubunu oluşturur.

Romatoid Artrit (RA)

Romatoid artrit, eklem sinoviyal dokusunu hedef alan ve zamanla kemik ve kıkırdak hasarına yol açabilen kronik inflamatuar bir otoimmün hastalıktır. Romatoid faktör (RF) ve anti-CCP antikorları tanıda kullanılır. Sabah tutukluğu, simetrik eklem şişliği ve ağrısı başlıca başvuru şikayetleridir. Kadınlarda 2–3 kat daha sık görülür.

Multipl Skleroz (MS)

Multipl skleroz, merkezi sinir sistemindeki miyelin kılıfını hedef alan otoimmün demyelinizan bir hastalıktır. T hücre aracılı saldırı sonucu sinir iletim hızı yavaşlar ya da durur. Görme bozuklukları, kas güçsüzlüğü, koordinasyon sorunları ve bilişsel değişiklikler başlıca bulgular arasındadır.

Tip 1 Diyabet

Pankreasdaki insülin üreten beta hücrelerine yönelik otoimmün saldırı sonucu insülin üretimi durur. Anti-GAD ve anti-IA2 gibi otoantikor pozitifliği tanıya katkı sağlar. Çocukluk ve erken erişkinlik döneminde sıklıkla ortaya çıkar.

Hashimoto Tiroiditi

Hashimoto tiroiditi, tiroid bezine yönelik otoimmün saldırı sonucu gelişen en yaygın tiroid hastalığıdır. Anti-tiroglobulin ve anti-TPO antikorları pozitif olup zamanla tiroid dokusunun tahrip olmasına ve hipotiroidizme yol açabilir. Kadınlarda yaklaşık 7:1 oranında daha sık görülür.

Çölyak Hastalığı

Çölyak, gluten (buğday, arpa, çavdar) alımı sonrasında ince bağırsak villuslarına yönelik otoimmün hasar gelişmesiyle karakterizedir. Anti-doku transglutaminaz (anti-tTG) ve anti-endomisyum antikorları tanıda kullanılır. Karın ağrısı, ishal, şişkinlik, kilo kaybı ve demir eksikliği anemisi başlıca bulgular arasındadır.

Otoimmün Hastalıklarda Cinsiyet Farkı

Otoimmün hastalıkların yaklaşık %80’i kadınlarda görülmektedir. Bu orantısız dağılımın arkında; X kromozomundaki bağışıklık genlerinin yoğunluğu, östrojenin B hücre aktivasyonunu artıran etkileri ve hormonal döngülerin bağışıklık düzenlemesine katkısı gibi birden fazla mekanizma yatmaktadır.


Aşırı Duyarlılık ve Alerji

Gell-Coombs Sınıflandırması

Aşırı duyarlılık reaksiyonları 1963 yılında Gell ve Coombs tarafından dört tipe ayrılmıştır; bu sınıflama bugün hâlâ klinik kullanımda geçerliliğini korumaktadır.

Tip I — IgE Aracılı (Anlık Aşırı Duyarlılık)

En yaygın ve klinik olarak en tanınan tiptir. İlk maruziyette duyarlılaşma gerçekleşir; sonraki maruziyette antijen IgE ile kaplanmış mast hücrelerine bağlanarak histamin ve diğer inflamatuar mediatörlerin ani salınımını tetikler. Dakikalar içinde semptom başlar (Galli ve ark. – Mast cells in allergy and immunity, Nature 2008).

Klinik tablolar: anafilaksi (sistemik, yaşamı tehdit eden), alerjik rinit (saman nezlesi), alerjik astım, atopik dermatit ve besin alerjisi.

Tip II — Sitotoksik Aşırı Duyarlılık

IgG ya da IgM antikorlarının hücre yüzeyindeki antijenlere bağlanmasıyla kompleman aktivasyonu ya da ADCC (antikor bağımlı hücresel sitotoksisite) aracılığıyla hücre hasarı oluşur. Hemolitik anemi, trombositopenik purpura ve Goodpasture sendromu bu tipte sınıflandırılır.

Tip III — İmmün Kompleks Aracılı

Antijen-antikor komplekslerinin dokulara ya da damar duvarlarına çökmesiyle kompleman aktivasyonu ve inflamasyon gelişir. Serum hastalığı, sistemik lupus nefriti ve bazı vaskülit formları bu kategoride yer alır.

Tip IV — Gecikmiş Tip (T Hücre Aracılı)

T hücre aktivasyonuna dayanan ve sonuçlarının 24–72 saat içinde ortaya çıktığı bir aşırı duyarlılık tipidir. Tüberküloz deri testi (Mantoux) ve temas dermatiti bu tipin klasik örnekleridir.

Tip I Aşırı Duyarlılık: Alerji

Toplumun yaklaşık %20–30’unu etkileyen alerjik hastalıklar, bağışıklık hastalıkları içinde en yaygın grubu oluşturur. Atopi olarak da adlandırılan genetik yatkınlıkla birlikte çevresel etkenler (erken yaşta düşük mikrop maruziyeti, hava kirliliği, batı tarzı beslenme) alerjik hastalık gelişiminde belirleyici rol oynar.

Anafilaksi: Sistemik IgE aracılı reaksiyon; besinler (fıstık, deniz ürünleri), ilaçlar (penisilin, aspirin) ve böcek sokması en sık tetikleyiciler. Adrenalin (epinefrin) birinci basamak tedavidír.

Alerjik astım: Hava yollarındaki kronik eozinofilik inflamasyon; reversibil bronkospazm; aeroalerjenler (ev tozu akarları, mantar sporları, hayvan tüyleri) başlıca tetikleyiciler.

Atopik dermatit: Genetik bariyer defekti + Th2 baskınlığı; kronik kaşıntılı egzama tablosu; erken çocuklukta başlayan atopik yürüyüşün ilk basamağı.


Otoinflamatuar Hastalıklar

Otoinflamatuar hastalıklar, otoimmün hastalıklardan mekanizma olarak ayrılır: otoimmünde edinsel bağışıklık (T ve B hücreler) sorumludur; otoinflamatuar hastalıklarda ise doğuştan bağışıklık sistemi (nötrofil, makrofaj, IL-1 yolağı) disregüle olur ve otoantikor ya da antijen özgüllüğü yoktur (Masters ve ark. – Autoinflammatory diseases, Annu Rev Immunol 2009).

Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF): Türkiye, Ermenistan, İsrail ve Arap ülkelerinde en sık görülen otoinflamatuar hastalıktır. Türkiye’de taşıyıcı sıklığının yüksek olduğu bilinmektedir. MEFV genindeki mutasyon sonucu piroflamaz (kryopirin) disregülasyonu; tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı ve eklem şişliği atakları karakteristik tablodur.

Still Hastalığı: Yetişkin başlangıçlı Still hastalığı; yüksek ateş, salmon renkli geçici döküntü, artrit ve ferritin yüksekliğiyle karakterizedir.


Tanı ve Hangi Doktora Başvurulmalı?

Bağışıklık sistemi hastalıkları geniş bir klinik yelpazede yer alır; tanı için başvurulacak uzmanlık alanı hastalığın tipine göre değişir:

İmmünoloji / Alerji-İmmünoloji: Primer immün yetmezlikler, alerjik hastalıklar ve otoimmün hastalıkların immünolojik değerlendirmesi

Romatoloji: Sistemik lupus eritematozus, romatoid artrit, Sjögren sendromu, vaskülit ve otoinflamatuar hastalıklar

Nöroloji: Multipl skleroz ve diğer nörolojik otoimmün hastalıklar

Endokrinoloji: Hashimoto tiroiditi, Graves hastalığı, tip 1 diyabet

Gastroenteroloji: Çölyak hastalığı, inflamatuar bağırsak hastalıkları

Dermatoloji: Psoriazis, büllöz pemfigoid, cilt tutulumlu otoimmün hastalıklar

Bağışıklık sistemi değerlendirmesinde yapılabilecek testleri ve hangi koşullarda hangi uzmana başvurulması gerektiğini öğrenmek için bağışıklık testi nasıl yapılır sayfamızı inceleyebilirsiniz.


Bağışıklık Sistemi Hastalıklarında Bilinmesi Gerekenler

DOĞRU OLAN:

  • Bağışıklık sistemi hastalıkları üç ana kategoride değerlendirilir: immün yetmezlik, otoimmün, aşırı duyarlılık.
  • Otoimmün hastalıklar kadınlarda belirgin biçimde daha sık görülür.
  • Primer immün yetmezlikler nadir olmakla birlikte erken tanıyla yaşam kalitesi önemli ölçüde iyileştirilebilir.
  • Alerji bir bağışıklık hastalığıdır; IgE aracılı mekanizmayla gelişir.
  • Her bağışıklık hastalığı kategorisinin tedavisi birbirinin tersidir.

YANLIŞ OLAN:

  • “Otoimmün hastalığım var, bağışıklığımı güçlendirmeliyim” — Otoimmün hastalıkta bağışıklık zaten aşırı aktif; uyarıcı takviyeler hastalığı alevlendirebilir.
  • “Alerji bağışıklık sistemiyle ilgili değildir” — Tam tersine; alerjinin tüm mekanizması bağışıklık sistemi üzerinden yürür.
  • “Primer immün yetmezlik çok nadir, bende olamaz” — Dünya genelinde tahmin edilenden çok daha yaygındır; tanısız vakaların sayısının yüksek olduğu bilinmektedir.

Sık Sorulan Sorular

S: Bağışıklık sistemi hastalıkları nelerdir? C: Bağışıklık sistemi hastalıkları üç ana kategoride değerlendirilir: immün yetmezlikler (bağışıklığın yetersiz çalışması), otoimmün hastalıklar (kendi dokularına saldırma) ve aşırı duyarlılık reaksiyonları (zararsız maddelere aşırı yanıt). Her kategorinin mekanizması ve tedavisi birbirinden önemli ölçüde farklıdır.

S: Otoimmün hastalık nedir? C: Otoimmün hastalık, bağışıklık sisteminin öz-toleransını kaybederek vücudun kendi doku ve organlarına saldırması sonucu ortaya çıkan hastalıklar grubudur. Lupus, romatoid artrit, tip 1 diyabet ve Hashimoto tiroiditi bu grubun en yaygın örnekleri arasındadır.

S: Bağışıklık sistemi neden kendi dokularına saldırır? C: Genetik yatkınlık, çevresel tetikleyiciler, moleküler mimikri ve merkezi tolerans mekanizmalarındaki arızalar otoimmünitenin gelişimine katkıda bulunan başlıca faktörler arasındadır. Kesin neden çoğu hastalık için henüz tam olarak aydınlatılmamıştır.

S: Primer immün yetmezlik nedir? C: Primer immün yetmezlik, genetik kökenli bir bağışıklık sistemi bozukluğudur. Yaygın değişken immündefisit (CVID), ağır kombine immün yetmezlik (SCID) ve X’e bağlı agammaglobulinemi (XLA) başlıca örnekler arasındadır. Erken tanıyla yaşam kalitesi önemli ölçüde iyileştirilebilir.

S: Alerji bir bağışıklık hastalığı mıdır? C: Evet. Alerji, bağışıklık sisteminin zararsız çevre antijenlerine IgE aracılı orantısız yanıt vermesiyle gelişen bir aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Tip I hipersensitivite olarak sınıflandırılır; anafilaksi, alerjik rinit, astım ve atopik dermatit bu grubun başlıca klinik tablolarıdır.

S: Bağışıklık sistemi hastalıklarına hangi doktor bakar? C: Hastalığın türüne göre farklı uzmanlık dalları devreye girer: immünoloji ve alerji-immünoloji primer immün yetmezlikler ve alerjiler için; romatoloji otoimmün hastalıklar için; nöroloji MS için; endokrinoloji tiroid ve tip 1 diyabet için başvurulması önerilen uzmanlık alanları arasındadır.